top of page

Akademi! Neden?

         İlk neden zamanın ruhunu yakalayamamak; Kendince etkili bir görüntü, üstünde birkaç kelime alıntı yahut arka arkaya sıralandığında kulağa hoş gelen cümlecikler ile süslenmiş paylaşımlar harmanı şimdiki net sayfaları. Ve bu ruhu temsil eden nesil gayet rahat anlaşabiliyormuş gibi görünüyor; açıkçası kıskanmıyor değilim…

 

        98-2004 arası uzun soluklu metinlerin içinde kaybolduğumuz, yine bunlara sayfalar dolusu yorum ve yanıtların verildiği web sayfaları ve forum ortamlarında tanımıştık oysa sanal paylaşım adresleri ile…

Evet, bu sıkıcı ve belki de anlamsızca yorucu idi kimileri için; kimileri için bir tatmin ortamı, bazısının kişisel yaratımlarını gerçekleştirdiği, benim gibi arızalı bir azınlık için ise farklı bir açıdan kendini eğittiği yerlerdi. Akademi! Evet, bazı forumları hala öyle anımsıyorum… Ve açıkçası o gelenekle beslendikten sonra şimdi kendince anlamlı sözcüklerle süslenmiş resimli paylaşımlar ile karşılaştığımda yetersiz beslenme sorunu yaşıyormuş hissine kapılıyorum; belki de “az ve öz söz” insanı olamadığım için olsa gerek…

 

         Ama biliyorum ki ayrıntıyı seviyorum, irdelemeyi, bir koltuk arkeoloğunun merakı ve sabrı ile düşünceyi yontarak eşelemeyi…

 

        Akademi! Bunun İçin! Belki o geçmiş ortamların bir kısmı dahi canlandırıla bilinirse kendimi eğitme çabama bir katkı sağlayabilir bu, kim bilir belki başka zihinlerinde…

 

          Öyleyse uzun soluklu yazılarımızı çoğaltarak, zenginleştirelim. Sizler için değersizlik hissi uyandırsa da birileri bu metinleriniz ile kendisine olağandışı bir bakış açısı kazandırıyor olabilir…

 

Çok çeşitli konu başlıkları sıralanacak zamanla, şimdilik:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Henüz sayfa tasarımı yeteneği edinemedim

    ortaya da böyle bir blog/web kaosu çıktı...

 

 

 

Asla günlük/günce tutma yeteneğim olmadı. Oysa yazı ile yakından ilgisi olan insanın en rahat ve basit uğraşıdır. Gün içerisindeki yaşantının aktarımı bende hep soyut anlatımlarla ortaya çıktı. Gündelik yaşamın yetersizliklerine, umutlarına, zorluk ve çaresizliklerine hüzün ve sevinçlerine karşılık işte "Blog / Yorum Günceleri"

 

‘Bilinmeyenin çağrısı’, eğer konuya ilişkin aşırı merakımın nedenini özetlemem gerekse söyleyebileceğim kelimeler bunlar olurdu.

Sahi, en az insanlığın bu yerküredeki macerasının başlangıcı kadar kadim olan bir olgudan bahsederiz aslında “büyü” den dem vururken… Dolayısıyla bu olgunun ve kavramın kökenlerini öğrenme meramı kadar doğal ne olabilir?

İtiraf etmek gerekirse bu konuya dair ilk ciddi ilgim iki, hiç ilgisiz alandaki uğraşlarım olmuştur; biri İtalyan çizgi romanlarında(Fumetti) yer alan ‘büyücü’ karakterler –ki çoğunlukla kötü kahramandır bunlar…

Diğer önemli etken ise dinler tarihi araştırmalarım sırasında rastladığım Babil’e büyü öğretmek amacı ile gönderilen Harut ve Marut isimli iki meleğin tuhaf misyonlarıydı. Ve bu değini tek tanrı inancına sahip, vahiy kitapları olan toplumların bilgisine ortak olarak sunulacak kadar önemle vurgulanıyordu bu kitaplarda…

Böylece çizgi romanlar ve kutsal kitaplar yan etkilerinden biri olarak konu üstüne düşünerek, okumalar, araştırmalar yapmaya yönlendirdi…

Ve bu başlık altında çalışmaların sonuçları yer alıyor…   Büyü / Efsanenin Ötesinde

Şairler, yazarlar, ressamlar, heykeltıraşlar vs. okur, izleriz ve hayran da kalsak, okul sıralarında sıkılıp hafif kıskançlık duysak da ortak kanaat ne denli ciddi insanlar ve ne ciddi işler yaptıklarına dair kuruntumuzdur geride kalan.

Oysa doğumlarından, ilk gençlik bocalamalarına, kahve köşelerindeki atışmalarının mahalle kavgalarına dönüşmesinden, pansiyon köşelerinde titremelerine, saray ve konak fasıllarından, kız-erkek piyasa serenatlarına, velhasıl gerçek yaşamlarına dokunmaktan uzak mı uzak kalırız. Sanki isimlerini geride bırakan o melun ‘zaman’, insan hallerini de silmiş ve kuru sanat, edebiyat bırakmıştır belleğimize.

İşte, dokunmak isterseniz o hayatların gündelik hallerine, bunu nasıl yaparsınız?

E dedikodu yaparak!   Kronolojik Edebiyat Dedikoduları

 

Güncellemeler için Abone Olun

Tebrikler! Abone oldunuz

Follow Me
  • Facebook App simgesi
  • Google + App simgesi
  • Twitter App Simge
  • RSS App Simge
  • Myspace App Simge
bottom of page